Bu Tufandan Sonra

Bu Tufandan Sonra**

189

Herkese merhaba! Haftaya yazarın İtalya ve Roma’ya dair düşüncelerinin geçtiği söyleşilerden karma bir alıntıyla devam ediyoruz. İyi okumalar!

Benim İtalya’ya gitme kararım, pek çok kişinin İtalya’ya gitme kararından ya da örneğin İngilizlerin, Almanların ne Avusturyalıların güneye gitme kararlarından farklı bir karardı. Zaten İtalya sınırında bir yerden geliyordum. Çocukluğumu İtalyan sınırının dört kilometre ötesinde geçirdim. İtalyanca ikinci anadilimdi; gerçek anlamda ikinci anadilim olabilmesi hiç kuşkusuz yıllar aldı.

En iyi kitap alıntıları artık Dırdırcı’da!

İtalya yabancı bir ülke değildi benim için. Daha başlangıçtan kendimi çok yakın duyumsadığım bir yerdi. Ama insan ne kadar iyi tanırsa tanısın, yine de bu ülkeye geldiğinde bir turist gibi oluyor. Bunu önceleri ben de bilmiyordum, sonradan anladım. İnsan duyduğu, üzerine bir şeyler okuduğu pek çok şeyi görmek istiyor. Ben de öyle yaptım. O sıralarda İtalya’yı çok dolaştım. Her köşesini görebilmek, öğrenebilmek için caddelerinde saatler boyu gezinmemden ötürü Roma‘yı pek çok İtalyandan daha iyi bildiğime inandım. Şimdi aradan bunca yıl geçtikten sonra insan, Roma‘yı hiçbir zaman tanıyamayacağını anlıyor: Bu kenti gerçekten tanıyabilmek için bir değil on kez yaşamak gerek. 

*****

Bana çok sık sordular neden Roma’ya gitmiş olduğumu; ben de bunu hiçbir zaman açıklayamadım. Çünkü Roma, bana çok doğal gelen bir kent, günümüzde insanlar artık İtalya’ya hac için gitmiyorlar. Benim İtalya olayı diye bir olayım yok, hayır, böyle bir şeyden eser yok, ben burada yaşamaktan çok hoşlanıyorum, o kadar. Buna ek olarak bir de İtalyan sınırında büyümüş ve evde İtalyanca konuşulduğunu duymuş olmam var. Açıklanması güç olan ise, Roma’da yaşamakla birlikte ikili bir yaşam sürdürüyor olmam, çünkü çalışma odama girdiğim anda Roma’da değil, Viyana‘da oluyorum. Bu, Doğal olarak biraz yorucu ya da şizofrenik denebilecek bir yaşama biçimi. Ama Roma’da olduğum için, daha bir Viyanadayım, çünkü aradaki uzaklık olmasaydı, çalışmam açısından Viyana’yı gözümde canlandıramazdım. Ve arada sırada Viyana’ya gidiyorum, nasıl değiştiğini görmek için, beş veya on yıl önceki Viyana’dan artık ne kadar farklı olduğunu görmek için. Romalı dostlarımın hepsi evimle eğleniyorlar; Roma’nın ortasında bir Viyana evine sahip olmayı ve ona inatla sarılmayı başardığımı söylüyorlar. (…)

Günün şarkı önerisi için, tıklayıın!




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir