Kategoriler
Kitap Alıntıları

Tatar Çölü

Tatar Çölü Alıntı Çıplak ve rutubetli duvarlar, sessizlik, ölgün ışık, her şey, kaledekilerin, dışarıda, dünyada bir yerlerde çiçeklerin, gülen kadınların, neşeli ve insana kucak açan evlerin varlığını unuttuğunu düşünüyordu. Burada her şey bir feragati andırıyordu; ama ne uğruna, hangi gizemli şey uğruna bir feragatti bu? İnsanın tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Korkulacak Bir Şey Yok***

Montaigne, düşünü kurduğu gibi lahana ekerken ölmedi. Ölüm, bu kuşkucu ve Epikurosçuya, hoşgörülü deiste, sınırsız bir merak ve bilgiye sahip bu yazara, yatak odasında Kudas ayini yapılırken geldi: Tam da (anlatılanlara bakılırsa) okunup kutsanmış ekmeğin havaya kaldırıldığı anda. Katolik Kilisesi için örnek bir ölümdü bu -yine de Montaigne’in yapıtlarının bir yüzyıl içinde karalisteye alınmasını engelleyemedi. […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Tatar Çölü

İkinci dünya savaşı sonrası psikolojisi ile yazılmış, çarpıcı bir kitapla karşınızdayız. Kitabımızın adı “Tatar Çölü “. İtalyan yazar Dıno Buzzati’nin 1940 yayın tarihli bir solukta okuyacağınız bir baş ucu romanı. Azıcık bahsedecek olursak kitapta genç teğmen Giovanni Drogo’nun ilk görev yeri Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayinini konu edinen kitapta çokça rastlanan ruh çözümlemeleri ile karşı […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Korkulacak Bir Şey Yok*

Bu hafta yine aynı kitapla devam etmeye takipçilerimizin de isteğiyle karar verdik. İyi okumalar! Psikologlar bize geçiş inançlarımızın istikrarını abarttığımızı söylüyorlar. Belki de bu, sallantılı benliğimizi doğrulamanın bir yolu; aynı zamanda da daha büyük bir başarıda olduğu gibi, bu inançları yeniden düşündüğümüzde kendimizi kutlamamızın bir yolu -tıpkı şu ekstra dandritler filizlenmeye başladıktan sonra bilgelik kazanmamızla […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Korkulacak Bir Şey Yok***

“Yaşıyoruz, ölüyoruz, anımsanıyoruz, unutuluyoruz. Hemen değil ama parça parça. Anne babamızı yetişkinlik yaşamlarının çoğu aracılığıyla; büyükanne ve büyükbabalarımızı yaşamlarının son üçte biri aracılığıyla anımsıyoruz. … Peki bunun ötesinde ne var? Fotoğraflar ve biraz gelişigüzel birtakım belgeler. Gelecekte, derinliği fazla olmayan çekmecemin teknolojik bir güncellemesi olacak: Atalar film, teyp ve disk üzerinde varlıklarını kuşaklar boyunca sürdürecek; […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Korkulacak Bir Şey Yok**

“İnsanlar eskiden ölümden daha rahatça söz ederlerdi. Ölümden ve gelecek yaşamdan değil, ölümden ve yok olup gitmekten. 1920’lerde, Sibelius, Helsinki’deki Kämp restorana gider ve “limon masası” adı verilen sofraya katılırdı: Limon Çinlilerde ölümün simgesiydi. O ve sofra arkadaşlarının -ressamlar, sanayiciler, hekimler ve avukatlar- ölümden sadece söz etmesine izin verilmiyor, onların ölümden söz etmeleri şart da […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Korkulacak Bir Şey Yok*

‘𝙺𝚘𝚛𝚔𝚞𝚕𝚊𝚌𝚊𝚔 𝙱𝚒𝚛 Ş𝚎𝚢 𝚈𝚘𝚔’ adeta bir başucu kitabı benim için. Kıymetli bilgiler içermesinin yanısıra, yazarın samimi anlatısında yakaladığım empati ortamı sanırım beni en çok etkileyen kısım oldu. Ufak bir alıntıyı haftanın ilk gününe iliştirelim… Büyükannem bisküvi rengi zarflardan çıkan pulları bana verirdi. Pullarda daha çok endüstriyel başarılar -köprüler, hidroelektrik santralleri, üretim hatlarından hareket eden kamyonlar- […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü***

   İkincisi bir kedi yavrusuydu. Ak pak toparlak bir yavru. Şöminesi ve bacaklarından biri kırık bir masası olan, duvarları beyaz badanalı, tavanı eğri büğrü bir mutfağın kedisiydi. Duvarların önünde durunca, kara gözleri de olmasa neredeyse görünmez oluyordu. Yüzünü duvara çevirdiğinde ise, duvarda kayboluyordu. Birden ileri ya da masaya sıçrayacak olsa, duvardan çıkacak bir hayvan görür […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü**

İnsan mutluluğu ender rastlanır bir olgudur. Mutlu çağlar değil, yalnızca mutlu anlar vardır. Mutluluk genelleşmiş bir hazdır. Ve mutlu olma hali de bir eşitlikle tanımlanabilir. Bir mutluluk anında insanın kendisini iyi hissetmekten duyduğu keyif ile bunu var edenin keyfi eşitlenir. İşlevsel doygunluğu aşan bir haz artı değeri, fazlalığı olmaksızın böyle bir kendini iyi hissetme gerçekleşemez. […]

Kategoriler
Kitap Alıntıları

Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü*

Bu hafta John Berger’in çok sevdiğim kitaplarından olan “Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü“‘den alıntılar yapacağım. İyi okumalar…  Ev yeryüzünün merkeziydi çünkü bulunduğu yerde bir dikey ile bir yatay çizgi kesişirdi. Dikey olanı yukarılara, göğe tırmanır; aşağıda, yeraltına inerdi. Yatay olanı yeryüzü trafiğini temsil eder, başka yerlere uzanan tüm olası yolları gösterirdi. Böylece insan […]