Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü

Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü*

150

Bu hafta John Berger’in çok sevdiğim kitaplarından olan “Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü“‘den alıntılar yapacağım. İyi okumalar… 

Ev yeryüzünün merkeziydi çünkü bulunduğu yerde bir dikey ile bir yatay çizgi kesişirdi. Dikey olanı yukarılara, göğe tırmanır; aşağıda, yeraltına inerdi. Yatay olanı yeryüzü trafiğini temsil eder, başka yerlere uzanan tüm olası yolları gösterirdi. Böylece insan evindeyken gökteki tanrılara ve yeraltındaki ölülere en yakın konumdaydı. Bu yakınlık her iki duruma da ulaşabilmeyi vaadediyordu. Ve insan bütün dünyevi yolculukların başlangıç noktasında olduğu gibi dönüş noktasındaydı da.

Göçebe insanların düşünce ve inanç hamuru herhalde bu iki çizginin kesiştiği, kesişmenin vaadettiği güven duygusuyla yoğurulmuştu ve her gittikleri yere bu dikey çizgiyi bir çadır direği gibi taşıyorlardı. Bu olağanüstü hızlı ulaşım çağının sonlarına yaklaşırken, bu güven duygusunun izleri yerinden edilmiş milyonlarca insanın su yüzüne çıkmamış duygularında saklı duruyordur belki de. En iyi kitap alıntıları artık Dırdırcı’da!

Göç sadece geride bir şeyler bırakıp denizler aşmak, yabancılar arasında yaşamak demek değil, aynı zamanda dünyanın anlamını yerle bir etmek, en sonunda da insanın kendisini saçma, gerçek-dışı bir dünyaya bırakması demektir.

Bugünün şarkısı da gelsin, buyrun!




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir